Kar yağdığını da gözümle gördüm artık haberlerden izlemeye gerek kalmadı. Yine karanlık evi aydınlatma çalışmalarım devam ederken hobi çalışmalarımı sıraya dizmekte epey zorlanıyorum. Henüz bir şeye kalkışmadan mankenimi kullaniym de daha önceden yaptıklarımı sergiliym dedim. Siyahlı elbiseyi daha önceden burda göstermiştim zaten, bir daha giymek nasip olmadı o günden sonra. Gün içerisinde özel bir durum olmadı mı elbiselerle aram pek sıcak değildir. Diğer resimdekini Yine Burda dergisinden çıkardım ama bluz modeliydi ve kısa kollu alakasız birşeydi. Sadece ölçülerinden faydalandım diyebilirim. Evde giymek için yaptığım on derece kolay, penye, yaka ve truvakar kol kenarlarını çift tarafı yapışkanlı bant tela ile döndüğüm bir tunik. Desen üstüne desen koymayı sevdiğim için kendi kumaşından büyükçe bir kurdele yapıp yakadan omuza doğru dikiverdim. Uzaktan seçilemese de, tuniği sadece bu kurdeleyi çalışmak için yaptığımı da itiraf edebilirim. Patronu çıkardıktan sonra yarım saat-45 dakikada bitirilebilir bir model.

Giydiğim zamanlarda kendi çapında bir fan kitlesi edinmeyi başarmış bir tişört desenlemesi bu da. Bol formlu (benim tercihim çünkü içine uzun kollu dar bodylerle kullanacaktım), penyesi kaliteli olan düz bir tişört alındı. Hemen makineye atılıp çektirme işlemi yapıldı. Yamulma, eğrilme olmayınca da annemin emektar kumaş boyaları ile bir masaya oturuldu, ele fırça alınıp bodoslama başlandı. Skeç kullanmadığım için kadıncağzın vücudunu düşündüğümden de kısa yapmışım, farkında diilim. Tişörtün rengini bozmamak için gümüş grisi, siyah ve beyaz kullandım. Her kadın çizimimde elim bu düz, dekolteli elbiseyi çizmeye gider, burda da bozmiyim, klasik olsun dedim. Aslında saçlarının kıvırcığını yakanın kenarlarında devam ettirme düşüncesiyle başladım ama böylesi de fena durmadı. Boyanın kurumasından sonra tersinden sıcak ütüyle fikse ettiğim için tişört 40 kere makineye girdiyse de hiçbişeycikler bozulmadı. Bu tişörtün kullanışlılığı ve rahatlığından sonra farklı kumaş boyamalar yapiym dedim ama makinede yamulmayacak kalitede penye bulmak da ayrı bir sorun. “Kaliteli” diye tabir ettiğimiz markaların bile yan dikişleri birkaç yıkamada yer değişiyor. Aaah orta okuldayken aldığımız Benetton’ın penyeleri gelir hep aklıma bu konu açıldığında. Ne renk kalırdı geriye ne de form. Yine de gider ordan alırdık nedense…

Şükür sonunda kış geldi. Bi tatlı, şikayet edilemez anormalliktir gidiyordu. Geceden yağmur fırtınayla bastırınca Cuma pazarı hayallerim şiddetli bir biçimde suya düştü. Havanın koyu karanlığından ötürü tüm perdeleri açtım oturuyorum ööle akvaryumda gibi. Dün bu yılda ilk defa dikiş kursunda hevesle bir elbise biçtim. Gerçi rengi ve modeli tam aklıma yatmadı ama çok uyguna aldığım bir kumaştı ve benim de pratik yapmam lazım. Sonucu ilerleyen zamanlarda görücez. Elimde yarım kalan işleri de sıkılıp tıktım dolabın derinliklerine, ihtiyacım olursa (nedense) çıkarır tamamlarım.

Şal yakayı nerde olursa olsun severim. Hele de kalın yünlü hırkalar ile kazaklarda bayılırım. Geçen yaz başı başlamıştım bu hırkaya, modeli Burda dergisinden ama dergi benim olmadığından sayısını unuttum, kumaşını renk ve desenlerinden ötürü çok sevmiştim, hırkanın çoğu işini bitirmişim ama etek uçlarında tıkanıp kalmışım nedense, biyerlere tıkmışım gene. Sonunda aklıma gelince buldum çıkardım. Belindeki kuşağı için yeterli kumaşı kalmadığından etek ucundan bir parça kısalttım ve kuşak yaptım. Düz siyah bişeyler kat söylemlerine de kulak asmadım, nasılsa içine giyilir noolcak. Kollarını çift kat döndüm, şal

yakada bu kol modelini beğenirim. Son olarak etek uçlarına da siyah fisto geçtim, bilmiyorum o anki psikolojim =). Şal yakayı oturtmak zordur derler, bu benim ilk deneyimimdi muhakkak ki ama katılıyorum bu görüşe.

Dikişi hafiflediğim sırada yağlı boyaya başladığımı söylemiştim. Bu da son bitirdiğim (mi acaba!), daha başka birşey eklemeyi düşünmediğim (olabilir mi!), artık yeter bu resim böyle kalmalı dediğim (emin değilim) yağlı boyam. Son olarak ufak tefek yüzdeki ayrıntıları kalmıştı zaten. Resmin bir tarafı çok beyaz gelince bende bir sıra damask deseni attıriym dedim. Yüzün arkasında dantel yapıştırmışım gibi durdu, hımmm iyi fikir =). Zaten yaparken de çok keyif aldığım bir resimdi. Keşke başka başka renklerle bir kaç tane daha aynısından çıkarabilsem. Aklıma başka birşey gelmezse yakın zamanda resimciye gidecek ilk resimdir. Elimde devam ettiğim bir resim daha var ama önce ona birkaç polyester çiçek hazırlamak istiyorum (üff çok üşeniyorum yaa!) . Bakalım hoşuma giderse resme yabancı maddeler ekleyebilirim. Aslında bu yabancı maddeler konusuna gelince, alçıdan objeleri tuale tutturmayı bir öğrenebilsem keşke. Tual üzerinde farklı farklı nesneler görmeyi seviyorum, süpriz gibi geliyor. Neyse iyi vakit geçirdim gene klavye başında, gidiym bişeyler yapiym, üşenenin çocuu olmazmış (ne aptalca bi laf).

Evet yine internet bağlantı paketim bitti, fiber optik gelecek apartmanımıza da şenlenicez diye bekledik o kadar, ne gelen var ne giden. 10 gün internetsiz takılıp tekrar ttnet bağlantısı yaptırdık. E bu kadar zamanda klavye başına geçmeyince vakit daha dolgun aktivitelerle geçti. Bir kere yağlı boyaya başladım, eksik olan resimlerimle devam ediyorum şimdilik. Zamanla onları da gösteririm. Eve yakın bir bir yerle de anlaştım, resimleri oraya vericem satılması için. Makyaj kursunda pek bi ivme sağlayamadım çünkü gitgide isteksizleşmeye başladım. Geçen ders herkes birbirine makyaj yaptı, ooof nası karışıktı sınıf, bide yüzüm üstüste fondöten, transparan pudra, allık, kapatıcı, olmadı tekrar baştan… Ayyy çok bunaltıcıydı. Silmesi de ayrı bi eziyet. Arkadaşlarla yazılmamış olsam çoktan bırakmıştım. Orda yapılan birkaç saatlik makyaj inan ki tüm hafta yapacağım makyajın hevesini kaçırıyor. Gördüğüm çoğu şeyi de daha önceden bilmenin de verdiği bi sıkıntı da var. Komşu Fırın’da Ayşenur Yazıcı’nın Kasım ayı etkinliğine de katıldım tekrar, orda öğrendiklerim daha çok aklımda kalıyor, hem de daha keyifli. Dikiş kursuna gelirsekkk, orda da pek bir hareketsizim çünkü yarımlarımı önce bitiriym derken yeni biçkilere başlayamadım. Eskileri de yapmak çok uyuz, çok isteksiz ve yavaş gidiyorum o yüzden ne yeni dikişe başlayabildim ne de yeni kumaş alabildim. Bu yüzden deee dolapta giymediğim parçalara göz koydumm =P! Bu çizgili gömleği alalı epey olmuştu ama hiç giymedim, aklımda onu başka bişey yapmak vardı. Geçenlerde Burda dergisinde gördüğüm bir gömlek bana fikir verdi ve gömleğin hakim yakasını aşağıya doğru V yaka gibi keserek çıkardım. Kumaşlarım arasında

bulduğum artık kalmış çizgili saten kumaşımı verev biçimde keserek boru biçiminde diktim. Yakaya dikeceğim kısmı makineyle gömleğe ekledim, daha sonra da içte kalan tarafı kıvırıp elde punto dikişlerle kapattım. Yakası kendinden fularlı bir gömlek oldu. İlerleyen saatlerde canım sıkılınca başladım kenarından fular renklerinde pullar dikmeye, bu kadarını yaptım sonra da sıkıldım bıraktım. Yeter bu kadarı da =). Ütü yapmadan bi heves resimledim kusura bakmayın. Bu arada prova mankenimi de edindimmmm, ne mutlu banaaa!!!

Saat
Sitenizesayac.com
Got My Cursor @ 123Cursors.com